Açıklamada “atıl durumda” olduğu iddia edilen arsanın satılacağı belirtildi. “Çiftçiye hizmet” kisvesiyle yürütülen satışın asıl nedeni, yine açıklamanın kendi satırlarında gizliydi: Yem fabrikası için alınan kredi borcu.
Yani oda yönetimi, milyonlarca liralık borç altına girdiği projeyi ayakta tutabilmek için çiftçiye ait arsayı satarak kaynak yaratma yoluna gidiyor. Üstelik bu hamleyi “çiftçimizin daha uygun fiyatla yem alması için” yaptığını öne sürüyor. Ancak çiftçi yem mi istiyor, yoksa yıllardır elinde olan varlıkların birer birer elden çıkmasını mı izliyor?
Başkan Akar, önceki yönetimi hedef alarak arsanın neden ikiye bölündüğünü sorguluyor. Ancak asıl soru şu: Bugünkü yönetim, aynı arsanın bir kısmını neden satıyor?
Milas Ziraat Odası’nın “gıpta ile bakıldığı” öne sürülen yem fabrikası, bugün çiftçinin cebinden giden kredilerle ayakta duruyor. Üstelik bu yatırım için arsa satılması gerekiyorsa, gelecekte daha büyük yatırımlar için başka hangi varlıkların elden çıkarılacağı da şimdiden soru işareti.
Kamuoyunu ve üyeleri bilgilendirdiğini iddia eden açıklama, aslında daha çok savunma ve yön değiştirme metni gibi duruyor. Çiftçinin geleceğini planlayan bir yönetim, elindekini satarak değil, değerini artırarak hizmet eder. Ancak görünen o ki bugünkü yönetim, çiftçinin toprağını borçla finanse ettiği projelere kurban etmeye devam ediyor.




