Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MUĞLA EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NDE RADYASYON İDDİALARINA TEKNİSYENLERDEN YANIT: “İFTİRA İLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi’nde hastalara yüksek ya da düşük dozda radyoaktif madde verildiği yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, hastane çalışanlarından çarpıcı bir açıklama geldi. Nükleer Tıp biriminde görev yapan teknikerler, ihbar hattımıza gönderdiği mesajda iddiaların asılsız olduğunu, olayın bir iftira kampanyasına dönüştüğünü ifade etti.

Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Merkezi'nde hastalara yüksek

“KONUYU İLK SAVCILIĞA BİLDİREN BİZİZ”

Teknikerler tarafından yapılan açıklamada, konuyu ilk kez adli makamlara taşıyan tarafın kendileri olduğu belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Olayın başlangıcı, bazı doktorlar hakkında alınan uzaklaştırma kararı sonrası bizim tarafımızdan yapılan şikayetlerdir. Ardından bu kişiler tarafından bizlere yönelik asılsız suçlamalar yapılmıştır. Ancak konuyla ilgili medyada yer alan haberlerde bu durumdan hiç bahsedilmemiştir.”

“YÜKSEK DOZ VERİLMESİ TEKNİK OLARAK MÜMKÜN DEĞİL”

Açıklamada, tiroid sintigrafisinde kullanılan radyoaktif maddenin miktarının cihazın ürettiği dozla sınırlı olduğu ve fazla doz verme ihtimalinin teknik olarak mümkün olmadığına dikkat çekildi:

“Kullanılan teknesyum jeneratörünün verdiği radyoaktif doz sabittir. Bu doz, günlük en fazla kaç hastaya yetiyorsa o kadar hasta çağrılabilir. Kaldı ki bu madde 6 saatlik bir yarılanma süresine sahiptir. Yani zamanla yarışarak yapılan bir işlemden söz ediyoruz. Fazlası zaten kısa sürede etkisini yitiriyor.”

“HASTALARI GEREKSİZ YERE 3 KEZ ÇAĞIRDI”

İddialarda bulunan doktorun, bir hastayı aynı görüntüleme için üç farklı günde yeniden çağırdığına dikkat çekilen açıklamada, “Bu durum hastayı gereksiz radyasyona maruz bırakmaktır. Ayrıca kalp sintigrafilerinde kullanılması gereken adenozin maddesi verilmemiştir. Bu da belge ile ispatlanabilir” denildi.

“DOKTORUN GEÇMİŞTE DE SORUNLU DOSYALARI VAR”

İddiaların odağındaki doktorun geçmiş görev yerinde çeşitli adli dosyalarının bulunduğu da öne sürülen açıklamada, “Taciz, mobbing, darp ve tehdit gibi konulardan 6 ayrı adli dosyasının bulunduğu bilinmektedir. Bu kişinin yaptığı ‘pet şişe’ deneyine dayanarak vücutla ilgili bilimsel olmayan kıyaslamalar yapması mesleki yeterliliğini sorgulatmaktadır” ifadeleri kullanıldı.

Teknikerler, bazı günler fazla ilaç kalmasına rağmen iddialarda bulunan doktorun inisiyatifiyle bu ilaçların çöpe atıldığını belirtti:

“Mesaiyi erken bitirmekle suçlanmamıza rağmen, aksine bazı günler gece 23.00’e kadar çalıştığımız, cumartesi günleri mesai yaptığımız hastane yönetimi kayıtlarında mevcuttur. Yoğun hasta yüküyle çalıştığımız merkezimizde mesaiden kaçma durumu kesinlikle söz konusu değildir.”

“DENETİMLER ALTINDA ÇEKİM YAPTIK, HİÇBİR USULSÜZLÜK YOK”

Açıklamanın sonunda teknikerler, bir yıl boyunca pratisyen hekim gözetiminde kamera kayıtları eşliğinde çalıştıklarını ve bu süreçte hiçbir usulsüzlük tespit edilmediğini vurguladı:

“İddialar nedeniyle hastane yönetiminden ilave denetim talep ettik. Yaklaşık 1 yıl boyunca pratisyen hekimler eşliğinde her tetkik kayıt altına alındı. Bu sürede tüm çekimlerde sorumlu doktorların onayı ve kaşesi mevcuttur. Aynı döneme ait hastalar hakkında şimdi yapılan iddialar, gerçekle bağdaşmamaktadır.”